Çanakkale 1915

Çanakkale’yi düşünmek bin defa…

Memleketler dara düşer, belli dönemlerde milletçe sıkıntılar çekerler. Dünyamızda milletlerin tarihine bakıldığında darlığın ve sıkıntıların nedeni, dış mihraklar olduğu gibi, ülke toprakları içinde yaşayan işbirlikçi azınlıklar hatta kendi yöneticileri dahi olmaktadır.

Köklü milletler bu sınavların içinden hırpalanarak ta olsa çıkmayı başarırken, birçok millet tarihin derinliklerinde unutulup giderler. Dayatma, piyon, üs devletlerin hangisi hatırlanmaktadır? Bugün varlar ancak yarın yok olup giderler…

Bizim ülkemizde de bugün oynanan topraklarımızı parçalama oyunun piyonları da unutulup gideceklerdir. Çünkü Türk Milleti köklü ve geçmişe bıraktığı izler ile her türlü vurdumduymazlığa rağmen, kendi yolunu izini bulacak bir ruha sahiptir.

Sıkıntılar zirvede yerini aldığında, memleketimiz tehlike ve tehdit altına girdiğinde her Türk’ün içinde saklı olan cevher ortaya çıkacak ve gereğini mensubiyet duygusu ile yerine getirecektir.

Bizim için tarihin dönüm noktası olan 18 Mart’tayız.

Çanakkale’deyiz…

105 yıl sonra Çanakkale’deyiz!

Saklı cevherin ortaya çıktığı zamanların zirvesiydi Çanakkale!

Düşmanın tüm varlığı ile Topraklarımıza gelmesiydi!

Bizim yokluğumuza bakıp, gelmemiş zafer müjdesine sevinmesiydi!

Bataryalardan çelik yığınlarına atılan mermilerle düşmanın sularımıza gömülmesiydi!

Bir milletin 14 yaşındaki çocuklarına kadar direnmesiydi!

Metrekareye 6000 merminin düşmesiydi!

Katar katar cepheye gelenlerin, bir daha geri dönmemesiydi!

Tüm okumuşlarını cephede şehit vermesiydi!

Aç kalırım, yoksul kalırım ama vatansız kalamam diyenlerin gürlemesiydi!

İşte buydu Çanakkale!

Allah bu yüce Millete bir daha böyle zamanlar göstermesin diye temennide bulunmak istiyorum ama yutkunuyorum. Beynimin içinde 105 yıllık zamanın içinde yaşananlar şimşek gibi çakıyor ve bugünlere bakınca da, erlikle, yiğitlikle teslim alınamayan milletin, muhtaç hale getirilerek teslim alındığını seyrediyorum. Una, yağa, şekere, kömüre teslim olacak kadar içten içe ekonomik darlığa sürüklendiğini ve emperyalizmin acımaz oyununu ekmeğimizle gerçekleştirdiğini görüyorum.

Yeni nesiller için dönüştürme projeleri hayata geçiriliyor. Teslimiyeti bir başarı, zafer olarak gören, dostla düşmanı ayırt edemeyen bir nesil yetişiyor. Çanakkale, bizim için bu noktada büyük anlam ifade ediyor. Ve geleceğimiz için bir motivasyon unsuru olarak kullanılmayı bekliyor.  Düşünmek ve temenni de bulunmak yetmiyor elbette.

Çanakkale, bugün ne anlam ifade ediyor?

Sadece belediyelerin gezi alanı ve duygusal sömürü fırsatı mı?

Kim Çanakkaleler bir daha yaşanmasın diye çocuklarının üzerine eğiliyor?

Yüz insan bir araya gelsin, ancak yüzde onu duyarlı davranıyor, gerisi bitmiş ve yarını yok…

Düşman adım adım sessizce girmiş yurduma ve beni benden çalıyor, geleceğimi çalıyor, yıllarımı çalıyor… Ve ben bu hırsızlığa dur diyorum ama durduramıyorum. Bu çaresizlik her Türk insanına azim ve direnç vermelidir. Durdurabilmek, imanın en üst derecesi mutlaka, düşünmek yetmiyor…

Çanakkale’de toprağı şereflendiren ve 105 yıl önce bize bugünleri emanet eden şehitlerimizin yüzüne yarın nasıl bakacağız? Hala bir adım atmak yerine, çelme takmayı devlet yönetmek zanneden insanların icraatları karşısında tüm millet ezilirken; “Korkmadan, gerilmeden yarını inşa etmek için mesai harcayacağımız günler ne zaman gelecek?” sorusunu soranlar bilsinler ki, Çanakkaleler yaşanmasın diye uyanık olmak, çok çalışmak ve başarmak zorundayız….

Seni unutmadık Çanakkale!

Ne dostu, ne de düşmanı unutmayacağız…

Ölene kadar mücadele edeceğiz şühedanın emaneti için!

İsmail KANDEMİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir