<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Türk&#8217;üz Biz yazısına yapılan yorumlar</title>
	<link>http://www.isohoca.com/wp/turkuz-biz/</link>
	<description>www.isohoca.com</description>
	<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 02:42:41 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3</generator>
		<item>
		<title>semanur tarafından</title>
		<link>http://www.isohoca.com/wp/turkuz-biz/#comment-443</link>
		<dc:creator>semanur</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Feb 2008 15:53:40 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.isohoca.com/wp/turkuz-biz/#comment-443</guid>
		<description>hocam sizin şu vatan şiirlerinizi çok beğeniyorum yazmaya devam edin</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hocam sizin şu vatan şiirlerinizi çok beğeniyorum yazmaya devam edin</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>sadık dinçdemir tarafından</title>
		<link>http://www.isohoca.com/wp/turkuz-biz/#comment-424</link>
		<dc:creator>sadık dinçdemir</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Feb 2008 08:14:02 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.isohoca.com/wp/turkuz-biz/#comment-424</guid>
		<description>çok güzel</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çok güzel</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>muharrem kılıç tarafından</title>
		<link>http://www.isohoca.com/wp/turkuz-biz/#comment-25</link>
		<dc:creator>muharrem kılıç</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Oct 2007 13:12:35 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.isohoca.com/wp/turkuz-biz/#comment-25</guid>
		<description>Sevgili hocam,
Gönüller bir olunca, insan birbirinden uzakta ve birbirinden habersiz aynı konuları işleyebiliyor. Senin bu duygu yüklü güzel şiirini okuyunca aynı adla bir şiir yazmış olduğumu hatırladım. Bu güzel şiirden dolayı seni ktlarken, "Türk'üz Biz"in bendeki çağrışımını, kardeş şiiri gönderiyorum.(Bu arada başarılarınla mutlu oluyoruz, bunu bilmelisin.)

Türk'üz Biz


--------------------------------------------------------------------------------

-Muharrem Kılıç-


--------------------------------------------------------------------------------

Tanrı teala çün yarattı Adem’i,

İşte ol dem Türk’de dünyaya geldi.

Adem’i Cennete koydu yaradan,

Caytgan[1] (şeytan) çıkdı karşısına,

Çok geçmeden aradan.

Adem ata uymadı emirlere,

Ve ceza olarak atıldı yerlere.

 

“Hak buyurdı Cebrail’e var didi

Adem’i cennet içinden sür didi

 

Geldi Cebrail Adem’e söyledi

Hak buyurdıgın ıyan eyledi

 

Cebrail didi çıkgıl uçmakdan Adem

Tanrı’nın buyrugı budur işte bu dem

 

Niçe ki söyledi hergiz gitmedi

Cebrail’ün sözini işitmedi

 

Türk dilin Tanrı buyurdı Cebrail

Türk dilince  söylegil dur git digil

 

Türk dilince Cebrail “hey dur” didi

“Durı gel uçmağın terkin ur” didi”[2]

 

O, nasıl dediyse hep öyle olduk.

O, nasıl yarattıysa, hep öyle kaldık.

 

                        *

 

Zaman zaman ağlasak da,

Hep karalar bağlasak da,

Korkmayın!

Tanrı bizimle.

İnsanlar Türk’lük kıymetini anlasın diye,

Bazen böyle, yol verir zalimlere.

 

Bırakın, el eliyle çizilmiş sınırlarda

Devletçilik oynayanlar oynasın.

Biz sınırlarımızı cetvelle değil,

Kanımızla çizeriz.

Bize meydan okuyan gafilleri,

Tank paletleriyle değil,

Gölgemizle ezeriz.

 

Bir diyarda bir kökümüz kurusa,

Yeşerir bin kolumuz, başka bir diyarda!

Biz kıyamete dek izinli,

Devleti ebet müddetiz.

Biz dünyaya adalet dağıtan,

Hakk’a kul olmuş bir milletiz.

Hep O’nun gösterdiği yolda,

Hep O’nun izindeyiz.

 

O bize; “Ben sizin gören gözünüz,

Tutan eliniz,

Yürüyen ayağınız olurum” dedi.

Biz onun gücünün vekiliyiz dünyada.

O hitap bizeydi.

Bizi dar sınırlar içinde aramasınlar!

Ne doğuda, ne batıdayız biz.

Biz bütün dünyadayız.

 

Güneşin doğup battığı,

Ayın ışıtıp gittiği,

Rüzgarın çabuk yettiği

Her yerde varız biz.

 

Biz yeryüzünde,

İnsanlık deryasında,

En büyük deniziz. 

Bakmayın istatistiklerin yazdığına!

Biz, onlar değiliz.

 

Kuzey yarım kürenin atası,

Türkleriz biz.

 

Gün gelir Oğuz han olur,

Yeni bir döneme Ata oluruz.

Bilge, Kültigin oluruz

Mermere oyuluruz. 

Kürşad olur kırk çeriyle, 

Çin sarayın basarız.

Deli sevdalara tutulmuşçasına,

Vey ırmağı kıyısında 

Uçmağa savruluruz.

 

Gün gelir, bir başbuğ izinde,

Çöllere dalarız.

Sıcakta yanar, kavruluruz.

Bakarız başbuğ durmuş!

Biz de dururuz.

Bakarız başbuğ susuz çölde yürüyor!

Biz de yürürüz. 

Sorarız sebebi nicedir bunun?

“İşte” der, Yavuz başbuğ;

“İnsanlığın başbuğu önümde yaya!”

Bakarız ve O’nu görürüz.

Artık çöller vaha,

Sıcaklar yağmurdur bize.

Biz çöl ortasında kavuştuk,

Serinletici denize,

O ulu dedemize.

Mehemmed’imize.

 

Gün gelir Altay’dan yola çıkarız.

Eridu’da konaklar,

Bereketli topraklara ineriz.

Sümer oluruz,

Urart oluruz,

Hitit oluruz.

Beş bin yıl önce insanlığa,

Medeniyet getirir,

Yazıyı buluruz.

Uygur’dan beri bildiğimiz teknikle,

Zigguratlar kurarız yeni vatana.

Zaman geçer,

Fitne artar,

Bozuluruz.

 

Bir kısmımız kuzeye yürür:

İbrahim olur Harran’a göçeriz.

Bir süre konaklar, Filistin’e geçeriz.

Mısır’ı görürüz,

Mekke’ye geliriz.

İsmail oluruz.

Kurban oluruz.

Tanrı bağışlar,

Zemzem’i buluruz.

 

Bir kısmımız güneye yürür:

Yemen’e geliriz,

Aus (Oğuz) oluruz.

Şeddad’ı buluruz,

İrem’i kurarız.

Depremlerle yıkılır,

Dağılırız.

Evs-Hazreç olur Medine’ye çıkarız.

Yahudi’yi dize getirir,

Emrimiz altına alırız.

Huzaa (Oğuzlar) iken Mekke’de 

Kureyş oluruz.

Biz Oğuz’uz, bilmeyenler!

Hiksos’a kardeş oluruz.

Mısırda Atenon olur,

İnsanları Tanrıya çağırırız.

Tutankamon olur, 

Mücevher dolu sandukalarla

Uçmağa varırız.

 

Yahudi gölgemize sığınır,

Beslenir, büyür, semirir.

Sonra kalkar, 

Atalarımızı sahiplenir!

 

İsmail Hacer’den olur.

Hacer Türk hakanının kızı.

İbrahim dua eder:

“Zürriyetime de ver ya rabbi”

Tanrı kabul eder.

Parlar İsmail’in yıldızı.

İsmail ilk kez Arapça öğrenir!

Adnan,

Haşim,

Abdullah oluruz.

 

Çöle inen nur biziz.

Caferi Tayyar’ız, Ali’yiz.

Aslan avcısı Hamza’yız,

Ebu Talip’iz.

 

“Hazreti İbrahim’in duası,

Amine’nin rüyası,

Cebrail’in müjdesi,”[3]

Ahmet’iz.

Mahmut’uz.

Muhammed’iz biz.

 

İslam olmadan daha,

Destek olur Medine’li Evs-Hazreç.

Akaba’da biat eder söz veririz. 

Abbas, Evs-Hazreç ulularına seslenir:

“Biz de sizdeniz”

Eeey Evs ve Hazreç,

Söyleyin, siz kimdiniz?

 

Cehaletin kararttığı çöllerde bir güneş doğar.

Bizim Muhammed’imiz.

Aydınlığı dünyayı tutar,

Tertemiz.

Biz “Tengri teg tengride bolmış”[4]

Türkleriz.


 
Muharrem Kılıç

İstanbul, 9 Mart 2007


--------------------------------------------------------------------------------

[1] Caytgan, Türkçe’nin Çağatay lehçesinde ; caydıran, saptıran, sapıtgan anlamlarına gelir. Arapça’ya şeytan olarak geçmiştir. Detaylı bilgi için bakınız: Feraizcizade Mehmed Şakir, Persenk, Persenk Açıklaması, (hazırlayan ve inceleyen Mustafa Koç, Kale Yayınları. Şubat 2007, İstanbul,

[2] Feraizcizade Mehmed Şakir, Persenk, Persenk Açıklaması, (hazırlayan ve inceleyen Mustafa Koç, Kale Yayınları. Şubat 2007, İstanbul, s. 19 . ( Kaygusuz Abdal’ın Gülistan adlı eserinden naklen: Kaygusuz Abdal, Dilgüşa, (haz. Abdurrahman Güzel) Ankara, 1987, s. 16-17)

Kaygusuz’un bu şiirini günümüz Türkçe’sine uyarlayan Mustafa Koç, şiiri şöyle açıklamıştır. İnsanlığın ana dilinin Türkçe olduğu tezini savunan Feraizczade Mehmed Şakir’e göre, Tanrı emriyle Hz. Ademi cennetten çıkarmak isteyen Cebrail, Adem’e cennetten çık dediyse de Cebrail’in dilini anlamayan Adem cennetten çıkmaz. Tanrı, Cebrail’e, Adem’e “Türkçe hitap et” der. Adem kendisiyle Türkçe konuşan Cebrail’i anlar ve cennetten çıkar.

[3] Hadis-i şerif

[4] Orhun yazıtları, Kültigin abidesi güney yüzü. Cümlenin anlamı: “Tanrı gibi gökte olmuş, yaratılmış.”</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili hocam,<br />
Gönüller bir olunca, insan birbirinden uzakta ve birbirinden habersiz aynı konuları işleyebiliyor. Senin bu duygu yüklü güzel şiirini okuyunca aynı adla bir şiir yazmış olduğumu hatırladım. Bu güzel şiirden dolayı seni ktlarken, &#8220;Türk&#8217;üz Biz&#8221;in bendeki çağrışımını, kardeş şiiri gönderiyorum.(Bu arada başarılarınla mutlu oluyoruz, bunu bilmelisin.)</p>
<p>Türk&#8217;üz Biz</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>-Muharrem Kılıç-</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Tanrı teala çün yarattı Adem’i,</p>
<p>İşte ol dem Türk’de dünyaya geldi.</p>
<p>Adem’i Cennete koydu yaradan,</p>
<p>Caytgan[1] (şeytan) çıkdı karşısına,</p>
<p>Çok geçmeden aradan.</p>
<p>Adem ata uymadı emirlere,</p>
<p>Ve ceza olarak atıldı yerlere.</p>
<p>“Hak buyurdı Cebrail’e var didi</p>
<p>Adem’i cennet içinden sür didi</p>
<p>Geldi Cebrail Adem’e söyledi</p>
<p>Hak buyurdıgın ıyan eyledi</p>
<p>Cebrail didi çıkgıl uçmakdan Adem</p>
<p>Tanrı’nın buyrugı budur işte bu dem</p>
<p>Niçe ki söyledi hergiz gitmedi</p>
<p>Cebrail’ün sözini işitmedi</p>
<p>Türk dilin Tanrı buyurdı Cebrail</p>
<p>Türk dilince  söylegil dur git digil</p>
<p>Türk dilince Cebrail “hey dur” didi</p>
<p>“Durı gel uçmağın terkin ur” didi”[2]</p>
<p>O, nasıl dediyse hep öyle olduk.</p>
<p>O, nasıl yarattıysa, hep öyle kaldık.</p>
<p>                        *</p>
<p>Zaman zaman ağlasak da,</p>
<p>Hep karalar bağlasak da,</p>
<p>Korkmayın!</p>
<p>Tanrı bizimle.</p>
<p>İnsanlar Türk’lük kıymetini anlasın diye,</p>
<p>Bazen böyle, yol verir zalimlere.</p>
<p>Bırakın, el eliyle çizilmiş sınırlarda</p>
<p>Devletçilik oynayanlar oynasın.</p>
<p>Biz sınırlarımızı cetvelle değil,</p>
<p>Kanımızla çizeriz.</p>
<p>Bize meydan okuyan gafilleri,</p>
<p>Tank paletleriyle değil,</p>
<p>Gölgemizle ezeriz.</p>
<p>Bir diyarda bir kökümüz kurusa,</p>
<p>Yeşerir bin kolumuz, başka bir diyarda!</p>
<p>Biz kıyamete dek izinli,</p>
<p>Devleti ebet müddetiz.</p>
<p>Biz dünyaya adalet dağıtan,</p>
<p>Hakk’a kul olmuş bir milletiz.</p>
<p>Hep O’nun gösterdiği yolda,</p>
<p>Hep O’nun izindeyiz.</p>
<p>O bize; “Ben sizin gören gözünüz,</p>
<p>Tutan eliniz,</p>
<p>Yürüyen ayağınız olurum” dedi.</p>
<p>Biz onun gücünün vekiliyiz dünyada.</p>
<p>O hitap bizeydi.</p>
<p>Bizi dar sınırlar içinde aramasınlar!</p>
<p>Ne doğuda, ne batıdayız biz.</p>
<p>Biz bütün dünyadayız.</p>
<p>Güneşin doğup battığı,</p>
<p>Ayın ışıtıp gittiği,</p>
<p>Rüzgarın çabuk yettiği</p>
<p>Her yerde varız biz.</p>
<p>Biz yeryüzünde,</p>
<p>İnsanlık deryasında,</p>
<p>En büyük deniziz. </p>
<p>Bakmayın istatistiklerin yazdığına!</p>
<p>Biz, onlar değiliz.</p>
<p>Kuzey yarım kürenin atası,</p>
<p>Türkleriz biz.</p>
<p>Gün gelir Oğuz han olur,</p>
<p>Yeni bir döneme Ata oluruz.</p>
<p>Bilge, Kültigin oluruz</p>
<p>Mermere oyuluruz. </p>
<p>Kürşad olur kırk çeriyle, </p>
<p>Çin sarayın basarız.</p>
<p>Deli sevdalara tutulmuşçasına,</p>
<p>Vey ırmağı kıyısında </p>
<p>Uçmağa savruluruz.</p>
<p>Gün gelir, bir başbuğ izinde,</p>
<p>Çöllere dalarız.</p>
<p>Sıcakta yanar, kavruluruz.</p>
<p>Bakarız başbuğ durmuş!</p>
<p>Biz de dururuz.</p>
<p>Bakarız başbuğ susuz çölde yürüyor!</p>
<p>Biz de yürürüz. </p>
<p>Sorarız sebebi nicedir bunun?</p>
<p>“İşte” der, Yavuz başbuğ;</p>
<p>“İnsanlığın başbuğu önümde yaya!”</p>
<p>Bakarız ve O’nu görürüz.</p>
<p>Artık çöller vaha,</p>
<p>Sıcaklar yağmurdur bize.</p>
<p>Biz çöl ortasında kavuştuk,</p>
<p>Serinletici denize,</p>
<p>O ulu dedemize.</p>
<p>Mehemmed’imize.</p>
<p>Gün gelir Altay’dan yola çıkarız.</p>
<p>Eridu’da konaklar,</p>
<p>Bereketli topraklara ineriz.</p>
<p>Sümer oluruz,</p>
<p>Urart oluruz,</p>
<p>Hitit oluruz.</p>
<p>Beş bin yıl önce insanlığa,</p>
<p>Medeniyet getirir,</p>
<p>Yazıyı buluruz.</p>
<p>Uygur’dan beri bildiğimiz teknikle,</p>
<p>Zigguratlar kurarız yeni vatana.</p>
<p>Zaman geçer,</p>
<p>Fitne artar,</p>
<p>Bozuluruz.</p>
<p>Bir kısmımız kuzeye yürür:</p>
<p>İbrahim olur Harran’a göçeriz.</p>
<p>Bir süre konaklar, Filistin’e geçeriz.</p>
<p>Mısır’ı görürüz,</p>
<p>Mekke’ye geliriz.</p>
<p>İsmail oluruz.</p>
<p>Kurban oluruz.</p>
<p>Tanrı bağışlar,</p>
<p>Zemzem’i buluruz.</p>
<p>Bir kısmımız güneye yürür:</p>
<p>Yemen’e geliriz,</p>
<p>Aus (Oğuz) oluruz.</p>
<p>Şeddad’ı buluruz,</p>
<p>İrem’i kurarız.</p>
<p>Depremlerle yıkılır,</p>
<p>Dağılırız.</p>
<p>Evs-Hazreç olur Medine’ye çıkarız.</p>
<p>Yahudi’yi dize getirir,</p>
<p>Emrimiz altına alırız.</p>
<p>Huzaa (Oğuzlar) iken Mekke’de </p>
<p>Kureyş oluruz.</p>
<p>Biz Oğuz’uz, bilmeyenler!</p>
<p>Hiksos’a kardeş oluruz.</p>
<p>Mısırda Atenon olur,</p>
<p>İnsanları Tanrıya çağırırız.</p>
<p>Tutankamon olur, </p>
<p>Mücevher dolu sandukalarla</p>
<p>Uçmağa varırız.</p>
<p>Yahudi gölgemize sığınır,</p>
<p>Beslenir, büyür, semirir.</p>
<p>Sonra kalkar, </p>
<p>Atalarımızı sahiplenir!</p>
<p>İsmail Hacer’den olur.</p>
<p>Hacer Türk hakanının kızı.</p>
<p>İbrahim dua eder:</p>
<p>“Zürriyetime de ver ya rabbi”</p>
<p>Tanrı kabul eder.</p>
<p>Parlar İsmail’in yıldızı.</p>
<p>İsmail ilk kez Arapça öğrenir!</p>
<p>Adnan,</p>
<p>Haşim,</p>
<p>Abdullah oluruz.</p>
<p>Çöle inen nur biziz.</p>
<p>Caferi Tayyar’ız, Ali’yiz.</p>
<p>Aslan avcısı Hamza’yız,</p>
<p>Ebu Talip’iz.</p>
<p>“Hazreti İbrahim’in duası,</p>
<p>Amine’nin rüyası,</p>
<p>Cebrail’in müjdesi,”[3]</p>
<p>Ahmet’iz.</p>
<p>Mahmut’uz.</p>
<p>Muhammed’iz biz.</p>
<p>İslam olmadan daha,</p>
<p>Destek olur Medine’li Evs-Hazreç.</p>
<p>Akaba’da biat eder söz veririz. </p>
<p>Abbas, Evs-Hazreç ulularına seslenir:</p>
<p>“Biz de sizdeniz”</p>
<p>Eeey Evs ve Hazreç,</p>
<p>Söyleyin, siz kimdiniz?</p>
<p>Cehaletin kararttığı çöllerde bir güneş doğar.</p>
<p>Bizim Muhammed’imiz.</p>
<p>Aydınlığı dünyayı tutar,</p>
<p>Tertemiz.</p>
<p>Biz “Tengri teg tengride bolmış”[4]</p>
<p>Türkleriz.</p>
<p>Muharrem Kılıç</p>
<p>İstanbul, 9 Mart 2007</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>[1] Caytgan, Türkçe’nin Çağatay lehçesinde ; caydıran, saptıran, sapıtgan anlamlarına gelir. Arapça’ya şeytan olarak geçmiştir. Detaylı bilgi için bakınız: Feraizcizade Mehmed Şakir, Persenk, Persenk Açıklaması, (hazırlayan ve inceleyen Mustafa Koç, Kale Yayınları. Şubat 2007, İstanbul,</p>
<p>[2] Feraizcizade Mehmed Şakir, Persenk, Persenk Açıklaması, (hazırlayan ve inceleyen Mustafa Koç, Kale Yayınları. Şubat 2007, İstanbul, s. 19 . ( Kaygusuz Abdal’ın Gülistan adlı eserinden naklen: Kaygusuz Abdal, Dilgüşa, (haz. Abdurrahman Güzel) Ankara, 1987, s. 16-17)</p>
<p>Kaygusuz’un bu şiirini günümüz Türkçe’sine uyarlayan Mustafa Koç, şiiri şöyle açıklamıştır. İnsanlığın ana dilinin Türkçe olduğu tezini savunan Feraizczade Mehmed Şakir’e göre, Tanrı emriyle Hz. Ademi cennetten çıkarmak isteyen Cebrail, Adem’e cennetten çık dediyse de Cebrail’in dilini anlamayan Adem cennetten çıkmaz. Tanrı, Cebrail’e, Adem’e “Türkçe hitap et” der. Adem kendisiyle Türkçe konuşan Cebrail’i anlar ve cennetten çıkar.</p>
<p>[3] Hadis-i şerif</p>
<p>[4] Orhun yazıtları, Kültigin abidesi güney yüzü. Cümlenin anlamı: “Tanrı gibi gökte olmuş, yaratılmış.”</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
