Hoş geldin Nevruz…

Yine zor zamanlarda geldin, zorluklarla baş etme kavgası verdiğimiz zamanlarda. Asırlar öncesinden bu güne, Türk’ün birliğe çok ihtiyaç duyduğu zamanlara eş değer bir zamanda hissettirdin, asırların sırrı ile alevlenen ateşin harını yüreğimizde!

Dünyanın ücra köşelerinde Türk düşmanlığının, Ergenekon öncesi gibi körüklendiği, düşmanlıklarla varlığımıza karşı oluşan ittifakların işbirliği yaptığı, içimizde ruhunu kaybedenlerin işbirlikçi olduğu zor zamanı aydınlattı ateşinin ışığı… 

21. yüzyıla müjdeler getirmen dileğiyle; merhaba Nevruz! 20. asırda iki dünya savaşı, koskoca bir Türk imparatorluğunun çöküşü ve yeni bir Türk devletinin kuruluşuna şahit oldu nesiller. 21. asrın, “Türk Asrı” olacağı müjdesiyle yürüyüşümüze ara vermedik. Umutluyuz… Biz göremesek bile, bizden sonrakiler için yapacaklarımız ve Türk asrının başlangıcına harç olabilmek için heyecanlıyız. Bu müjdelerle dermanımız azalmıyor Nevruz…  Darlığın istismara, adamlığın adamcılığa, Türk’ü sevmenin ve vatanseverliğin boş ağızlara düştüğü; ateşle imtihanın içine düşen, yeniden doğan ışığından umutluyuz Nevruz…

“El ele, kol kola yürüme zamanı bu zaman… Bizler, binlerce yılın üstümüze yüklediği mesuliyetle, Ergenekon’dan çıktığımız gün gibi, aydınlığa doğru emin adımlarla yürüyüş kolunda tuttuğumuz yerlerin hakkını vermeye azimliyiz…” Türk Milleti’nin varlık mücadelesinden, cihan hâkimiyetine doğru başlattığı geri dönüşü olmayan şanlı dirilişin müjdecisi Nevruz, Türk’ün kendine gelmeye ve özüne dönmeye ihtiyaç duyduğumuz bu asırda, dağları eriten Türk Ruhu yeniden alevlenmeli artık!  Ey, Kutlu gün! Yanacak ateşler, geçmişten günümüze sana yüklenen anlamlarla daha sıcak olacaktır. Bu sıcaklığı asırlarca yüreğimizde hissettikçe, Türk bayramını şerefle ve yeni müjdelerle kutlamaya edecektir… Nevruz, birçok önemli olayla özdeşleştirilmektedir. Türk Bayramını süsleyen ayrıcalıklara göz atmakta fayda vardır;Nevruz’un tabiatın yeniden hayat bulması olarak değerlendirildiği günümüzde, Türk Milleti için; Ergenekon’dan çıkışın kutlanması ve 12 hayvanlı Türk takviminde de yılın başlangıcı olarak kabul görmüştür. Türk Milleti’nin dışında da farklı anlamlar yüklenen Nevruz, Allah’ın dünyayı yarattığı gün, Nuh Peygamber(A.S) in yere ilk ayak basması, ilk insanın yaratıldığı gün olarak ta kutlanmışken, gece ile gündüzün eşit olduğu gün olarak ta ilmi bir bakışın odağı olmuştur. Tabiatın canlılık kazandığı bugünde, baharın müjdesinin yanında, insanda bu canlılıktan ve yeniden silkinişten nasiplenmektedir. Sert bir mevsimin ardından, korunma içgüdüsüyle hareketlenen toprak, tabiat ve insanoğlu, Nevruz ile birlikte yeniden hayat bulmaktadır.”

Nevruz, bizim bakışımızda Türklük ve Türklüğün yeniden doğuşunu müjdelemektedir. Türk’ün bulunduğu coğrafyada yaşayan diğer milletlerin Türk’ü yok etme hareketinden kurtulanların; kendisinden başka dostu olmadığı zamanda, bayraklarıyla büyüttükleri “Ergenekon “ adlı gizemli yerden çıktığımız gündür Nevruz…

Türk kaynaklarında ifadesini bulan nevruz, Türk milleti için yeniden doğuşun ve öze dönüşün simgesi olarak yüzlerce yıllık bir geçmişin sırlarıyla günümüze umut yüklemektedir. 

…Yüce Gök Tanrı’nın ilk defa gürlediği, yağız yerin altmış türlü çiçeklerle ilk defa bezendiği, altmış türlü hayvan sürülerinin ilk defa kişnediği ve melediği zaman sen yaratıldın!” diyerek Türk milletinin varoluşuna kutsi bir hissiyat yüklenmiştir. Türk’ün yaradılış felsefesi de, yağmurların yağdığı, çiçeklerin toprağı süslediği, diğer mahlûkatın hareketlendiği bir bahar portresi ile bütünleştirilmiştir. 

Bu bahar resminin adı, Nevruz’dur. 

Bugün en eski Türk bayramı olarak kabul gören Nevruz, istismara da uğramaktadır. Tarihte kendine bir girinti arayanların çirkin emellerine alet edilmeye çalışılmaktadır. Nevruzun tarihi sürecine baktığımızda, Orta Asya kaynaklı olan bu kutlu günü istismar edenlerin, o coğrafyada varlığı dahi söz konusu değildir. O çağda mezhepçilik, Alevilik, Bektaşilik gibi akımların olmadığı da aşikârdır. Geçmişi İslamiyet’ten çok öncelere uzanan nevruz, Ergenekon bayramı olarak ta adlandırılmıştı. 

Türk insanının birbirine bağlılığını ifade eden nevruz kendilerinden asırlar önce Ergenekon’u yurt tutmuş atalarının ruhlarıyla yol bulan Türk milletinin bayramıdır. Nevruz, yeniden dünyaya nizam vermek için, dağlar eritildiğinde karanlığa düşen ışıktır. 

Yakın tarihte (17 yıl öncesinde) Türk Dünyasının ortak bayramı kabul edilen bu kutlu gün 21 Mart tarihi itibariyle tatil olmaksızın Türkiye’de de resmi bayram olarak kutlanmakta ve devlet töreni düzenlenmektedir. Türk Dünyası içinde; Kırgızistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Tataristan’da milli bayram ilan edilmiştir. 1991 yılından beri kutlanan Nevruz-Ergenekon bayramı, Türk dayanışmasının en önemli adımlarından biri olmuştur.

Asırlarca sönmeyen nevruz ateşi binlerce yıllık geçmişin kültür desenleriyle Türklük duygusunu beslemeye devam etmektedir. 21 Martta yanan ateş, Türk’ün yeniden uyanışı ve kendine gelişinin ifadesi olarak, Türk erlerinin üzerinden aşmasıyla, yeni bir yürüyüşe başlangıç olmayı beklemektedir. 

Nevruz ateşlerini yakalım!

Etrafında cenk edercesine dönelim!Üzerinden yiğitliğin timsali bir atlayış yapalım!Karanlıklara sürüklenmeye çalışılan Türk Dünyasının makûs talihini yenmesi ve aydınlığa kavuşmasına vesile olması için Nevruz’a merhaba diyelim…O kadar büyük ateşler yakalım ki, istismar etmeye çalışanlara inat Nevruz Türk’ün ruhu ile yeniden alevlensin! Nevruz Bayramınız kutlu olsun…İsmail KANDEMİR